DOLAR
46,3177
EURO
53,8421
ALTIN
6.441,84
BIST
14.421,88
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sivas
Açık
27°C
Sivas
27°C
Açık
Perşembe Parçalı Bulutlu
28°C
Cuma Hafif Yağmurlu
24°C
Cumartesi Az Bulutlu
21°C
Pazar Az Bulutlu
21°C

Rahmetli Yusuf YURT Hoca’nın Bağlama Yaylası Anısı

25.04.2026 15:33
116
A+
A-

Yıl: 16 Temmuz 2013

Rahmetli Yusuf YURT Hoca’nın Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Halkbilimci Özkul Çobanoğlu ile paylaştığı Bağlama Yaylası anısı

Sivas’ın Altınyayla ilçesinden, o eski ve bereketli günlerin anısıyla yazıyorum. Bizim çocukluğumuzda “Bağlama” adını verdiğimiz yaylamız, sadece bir otlak değil, bir yaşam biçimiydi. Komşu çayırların sahipleriyle birleşir, hep birlikte Bağlama Yaylası’na giderdik. Orada çadırlarımızı kurar, doğayla iç içe bir hafta sürecek olan zahmetli ama bir o kadar da keyifli biçme mesaisine başlardık.

Hazırlıklar tamamlandığında imece usulüyle herkesin çayırı sırasıyla biçilmeye başlanırdı. Gün içinde tırpan köreldikçe, örsün başına dönmek yerine daha pratik bir yöntem olan “kösüreleme” tekniğine başvurulurdu. Kösüre taşı dediğimiz o uzun ve ince taş, tırpanın ağzına hızlıca sürtülerek ağzı tazelenirdi.

Tırpan biçenlerin dilinde “zo” diye bir terim vardır; muhtemelen çoğunuz ilk kez duyuyorsunuzdur. “Zo”, tırpanla biçilen otun, tırpanın arkasında oluşturduğu o muntazam ince sıraya denir. Tırpanı daha geniş bir açıyla sallayıp otu kusursuz bir hizada dizen ustalar için “İyi zo düşürüyor” denilirdi. Buradaki “o” harfi biraz uzatılarak, adeta yapılan işin ritmine uygun bir tınıyla telaffuz edilirdi. Ayrıca biçme işlemine genel olarak “tırpancı” da denirdi. Bugün bile makineli tarımda çok temiz iş çıkaranlar için “Tırpan gibi biçmişsin” diyerek o eski ustalara atıfta bulunulur, bu ifade bir takdir nişanesi olarak kullanılır.

Dedemler biraz soluklanmak için mola verdiklerinde, ben de hevesle tırpanı elime alır, toprağa bir iki çentik atmaya çalışırdım. Çocuk gönlümü hoş etmek, beni teşvik etmek için “Maşallah, dedesi gibi tırpan sallıyor!” diyerek beni onurlandırırlardı. Ancak bir süre sonra dedem tırpanı elimden alır, “Yeter artık, tırpan değer, hamlarsın” diyerek beni durdururdu. Bizim buralarda “tırpan değmesiyle hamlama” diye bir inanış vardır. Bu işe alışkın olmayanların bir anda ağır bir tempoya girmesiyle hissedilen o şiddetli yorgunluk ve vücut kırgınlığını anlatmak için kullanılır. Dedemlerin anlattığına göre, geçmişte tırpan değmesi sonucu aşırı bitkin düşen, hatta bu yorgunluğa dayanamayıp hayatını kaybeden tırpancılar bile varmış.

Bu vesileyle, rahmetli dedem Yusuf Yurt’u ve kıymetli yol arkadaşları Ömer BAĞLAMA (soy ismini yayladan almış), Yusuf Dabak ve Kadir Dabak amcaları rahmetle ve hayırla yâd ediyorum. Onların ellerindeki nasır, dillerindeki o güzel deyimler ve toprağa olan saygıları bizlere en büyük mirastır.

Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun.

Yazarın Diğer Yazıları

Giriş yap

Kayıt ol

Şifre sıfırla

Lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin, e-posta yoluyla yeni bir şifre oluşturmanızı sağlayacak bir bağlantı alacaksınız.